Sıralanan yazılar "Konular"

Tüberküloz (Verem)

Tem 13, 2012   //   by drsaliht   //   Konular, Tüberküloz  //  Yorum Yok

Tüberküloz  (Verem)


Doç. Dr. Haluk Çalışır

halukcalisir@yahoo.com

Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Klinik Şefi

Tüberküloz (Verem) hastalığı, insanlık tarihi kadar eski olmasına karşın, en büyük kıyımları sanayi devrimi sonrasına yapmıştır. İkinci büyük salgın dalgası, 1980’lerin sonundan başlayarak günümüzü de içine alan bir zaman diliminde gerçekleşmektedir. İlk dalga sanayi devrimi ardından Avrupa’da ortaya çıkmıştır. Hastalık Avrupa kıtasından, Afrika ve Asya kıtalarına yayılmıştır. Bu gün hastalık beş kıtada da görülmekle birlikte, en çok Afrika, Asya ve Doğu Avrupa’da ağırlığını hissettirmektedir. Bu kıtalarda hastalığa HIV enfeksiyonu birlikteliği, Çok ilaca Dirençli Tüberküloz, yoksulluk, sağlık alt yapısının yetersizliği gibi, hastalık kontrolünü zorlaştıran faktörler eşlik etmektedir.

Ülkemizde yılda 17 000-18 000 yeni vaka saptanmaktadır. Türkiye, salgının orta düzeyde sürdüğü ülkeler arasında yer almaktadır. Ülkemizde çoğunluğu Sağlık Bakanlığı’na ait ve bir kısmı Verem Savaşı Dernekleri bünyesinde yıllardır hizmet veren Verem Savaşı Dispanserleri ağı, Göğüs hastalıkları hastanelerinin hizmetleri sonucunda tüberküloz hastalığı belirli bir kontrol düzeyinde seyretmektedir. Ülkemizde de, son yıllarda tüm dünyada önerilen tedavi stratejisi olan Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisi uygulanmaktadır. Bunun sayesinde tanı konulan hastaların %90’ı başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir.

Tüberküloz Nasıl Bulaşır?

Hastalığın etkeni olan Mycobacterium tuberculosis, temel olarak hasta bireylerden, sağlamlara solunum yolu ile bulaşır. Hastanın konuşma, öksürük, hapşırma v.b faaliyetleri sonucunda ortam havasına karışan basil içeren küçük damlacıkların, sağlıklı bireyler tarafından yine solunum yolu ile alınmasıyla bulaşma olabilmektedir.

Komşum tüberküloz hastası, geçen gün selamlaştım, bana hastalık bulaşmış mıdır?

Tüberküloz hastalığı, temel olarak solunum yolları ile bulaşmasına rağmen, en çok hastanın aynı odayı, evi paylaştığı kişilerde ya da günde 8 saatten fazla aynı oda içinde bulunan kişilere bulaşma olasılığı yüksektir. Bu koşullara uyan kişilere yakın temaslı denilmektedir. Yakın temaslılarda da mutlaka hastalık gelişecektir diye bir kural yoktur. Yakın temaslıların bir kısmında enfeksiyon gelişebilir. Enfeksiyon hastalık anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla, tüberkülozlu bir komşu, arkadaş ile temasta bulunmakla hastalığın gelişmesi olasılığı düşüktür.

Tüberküloz Enfeksiyonu nedir?

Hastalığın bulaşmasında çeşitli faktörler bulunmaktadır. Öncelikle kaynak vakanın saçtığı basil miktarı önemlidir. Yayma pozitif diye adlandırılan, tedavi başlanılmamış ve balgamın direkt mikroskobik muayenesinde tüberküloz basili saptanan Akciğer Tüberkülozlu hastaların bulaşmada önemli olduğu kabul edilir. Balgam muayenesinde basil saptanmayan ancak klinik ve radyolojik olarak tüberkülozla uyumlu bulguları olan hastaların da hastalığı daha az oranda bulaştırabildiği bilinmektedir. Akciğer dışındaki organ tüberkülozu vakaları, akciğerlerinde hastalık yoksa bulaştırıcı değildir. Akciğer tüberkülozu vakalarının basil yükü ne olursa olsun, hasta ile temas süresi, temasın gerçekleştiği koşullar ve temaslının bağışıklık durumu da bulaşmanın gerçekleşip, gerçekleşmemesinde önemli faktörlerdir. Bulaşma için en elverişli koşulların bir araya geldiğini düşünürsek, (Tedavi başlanılmamış, Balgam Yayma Pozitif Akciğer tüberkülozu hasta ve sağlam karısı) hastadan kaynaklanan basil içeren damlacıklar solunum yolu ile karısı tarafından soluma yolu ile alındığında, karısının sağlam akciğerlerinde bazı inflamatuar değişiklikler oluşturabilir. Bu değişiklikler sonucu, karısında önce enfeksiyon ortaya çıkar, ancak bu enfeksiyon durumu fark edilebilecek bir yakınmaya neden olmaz. Ayrıca fizik muayene, akciğer filmi de genellikle somut bir sonuç vermez. Enfeksiyonun gelişmesi, basille ilk karşılaşmadan yaklaşık 3 hafta sonra tüberküloz basiline Gecikmiş Tip Aşırı Duyarlılık geliştiğinde, yapılan deri testi ile (Tüberkülin Testi, ya da PPD testi) enfeksiyon oluşup oluşmadığı anlaşılabilir. Cilt testinin pozitif olması, hastalık anlamına gelmez, kişinin enfekte olduğunun bir göstergesidir. Enfekte olan kişilerin sadece %5-10’ununda hastalık gelişmektedir. Bu da genellikle ilk enfeksiyondan sonraki 1-2 yıl içerisinde ortaya çıkmaktadır. Yıllar geçtikçe enfekte bireylerde hastalık ortaya çıkma olasılığı oldukça düşmektedir. Ancak, ileri yaşlılık döneminde de, bağışık sisteminde değişiklikler nedeniyle hastalık ortaya çıkabilmektedir.

Tüberküloz Hastalığı Nedir?

Daha önce enfekte olmuş bireylerin bir kısmında, enfeksiyonu takip eden ilk yıllarda büyük çoğunlukla akciğerlerde olmak üzere vücudun hemen hemen tüm organlarında oluşabilen bir hastalık formudur. Pratikte tüberküloz denildiğinde çoğunlukla Akciğer Tüberkülozu akla gelmektedir.

Akciğer Tüberkülozu: Hastalığa özgü bir semptom yoktur. Hastalar çoğunlukla öksürük, gece terlemesi, kilo kaybı, balgam çıkarma, balgamda kan gelme, halsizlik şikâyetleri ile başvurmaktadırlar. Öksürük tüberküloz hastalığına özgü olmamakla birlikte, 2-3 haftadan uzun süren öksürük yakınmaları ile başvuran hastalarda tüberküloz olup olmadığı araştırılmalıdır. Fizik muayenede, genel bitkinlik hali, ateş, akciğerlerde dinlemekle raller duyulabilir. Ancak yine de bulguların hiçbirisi tüberküloz için özgün değildir. Bu hastalarda balgamın direkt muayenesinde basil özel Aside Dirençli Boyama yöntemi ile gösterilebilir. Çok eski bir yöntem olmasına karşın, halen iyi bir tanı aracıdır. Özellikle Yayma Pozitif diye adlandırılan ve hastalığın bulaşmasında önemli olan formunu yakalamakta duyarlılığı oldukça yüksektir. Yayma negatif diye adlandırılan ve tüm tüberküloz vakalarının yaklaşık %15’ini oluşturan grupta tanı değeri kısıtlıdır. Bu vakalarda eğer hastada tüberkülozu düşündürecek bulgular varsa, balgam örneğinin kültürü de yapılmalıdır. Ülkemizdeki yapılanmada, hemen hemen birçok birimde balgam muayenesi sadece direkt bakı yöntemiyle yetinmeyip, pozitif çıksa bile kültüre ekilmektedir. Akciğer tüberkülozlu hastaların akciğer filmlerinde, genellikle apekslerde infiltrasyon tarzında gölge koyuluğunda artma saptanır. Ayrıca kavite de görülebilir. Lezyonlar bilateral olabilir. Normal çekilen akciğer grafisi tüberküloz tanısında yeterli olmaktadır. Laboratuar bulguları pozitif, normal akciğer grafisinde tüberküloz ile uyumlu bulguları olan hastalarda, bilgisayarlı tomografi çekmenin ek bir katkısı bulunmamaktadır. Enfeksiyonu gösteren Tüberkülin testi ya da PPD testinin tüberküloz hastalığını teşhis etmede kullanılması yanıltıcı olacağından kullanılması önerilmez.

Akciğer Dışı Organ Tüberkülozu:

En çok akciğerleri saran plevra, lenf bezlerinde olmak üzere, menengit tüberküloz, perikard tüberkülozu, periton tüberkülozu, kemik ve eklem tüberkülozu, gastrointestinal sistem tüberkülozu, genitoüriner sistem tüberkülozu gibi formları bulunmaktadır. Hastalarda akciğer tüberkülozunda sayılan semptomlara ek olarak, tutulan organ ile ilgili semptomlar da eşlik etmektedirler. Tanıda genellikle doku örneklerinde histolojik ve/veya bakteriyolojik konfirmasyon önemlidir.  Akciğer dışı organ tüberkülozu, akciğer tüberkülozu ile de birlikte olabilmektedir.

Hastalık Kimlerde Görülür?

Tüberküloz hastalığı sosyal yaşam ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Sosyal yaşam çeşitli nedenlerle insanlar arası teması gerektirdiğinden, hastalık daha çok sosyal olarak aktif gruplarda yani genç erişkinlerde sık olarak ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde en çok genç erişkin ve ileri yaş olmak üzere iki grupta daha fazla görülmektedir. Tüberkülozlu hasta ile aynı evi paylaşanlarda daha sık olmakla birlikte, sıkışık, kalabalık ve dar çalışma mekânlarında (İstanbul’da çalışan kadın tüberküloz hastalarının önemli bir kısmı tekstil iş kolunda) çalışanlarda görülebilmekte. HIV ile enfekte bireylerde, silikozis hastalarında, diyabet hastalarında, mide rezeksiyonu yapılmış hastalarda, baş boyun tümörü olan hastalarda, kronik böbrek yetmezlikle hastalarda tüberküloz gelişme riski daha fazladır. Hastalık yaşam koşulları nedeniyle daha çok yoksul kesimde görülmekle birlikte, bu bir kural değildir. Her türlü sosyal ve ekonomik koşullarda yaşayan bireylerde tüberküloz görülebilmektedir.

Tüberküloz Hastalığı tedavi edilebilir mi?

Kesinlikle tedavi edilebilir. Günümüzde tüberküloz tedavisinde oldukça etkin ilaçlar bulunmaktadır. Bu ilaçlar belirli bir rejim şeklinde kullanılması gerekmektedir. İlk iki ay, dört ilaç birlikte Isoniazid, Rifampisin, Pirazinamid ve Etambutol den oluşan rejim kullanılır. İki ay sonra iki ilaç kesilerek, kalan iki ilaç ile Isoniazid, Rifampisin ile 4 ay daha kullanılarak tüm tedavi süresi 6 aya tamamlanır. Tedavi başlanılması ile bulaştırıcılık çok azalır. Bu nedenle hastaların bir hastanede yatırılarak izole edilmesine gerek yoktur. Kullanılan ilaç tedavisi ile hastalarda bir tür Kimyasal İzolasyon yapılmaktadır zaten.

I – Akciğer Tüberkülozu

Tedavi Öncesi.

 

•Yeni tanı konulan bir akciğer tüberkülozu hastasına ait akciğer grafisi:
•Sol akciğerin üst kısımlarında, kavite ve etrafında infiltratif değişiklikler izlenmekte. Sol hilusunda hafif bir şekilde yukarı doğru yer değiştirdiği görülüyor.
•Lezyonların özellikle akciğerin üst zonlarında yer alması, kavite içermesi ve sol hilusda yukarı doğru bir harekete neden olması nedeniyle, tüberküloz ile uyumlu bir radyolojik bulgu olarak değerlendirilebilir.
•Ancak, kesin tanı balgamda tüberküloz basilinin gösterilmesi ile  konur.

 

 

 

 

 

Tedavi Sonrası.

•Bir önceki resimde  tedavi başlanılmadan önceki filmi izlenen hastanın tedavisi sonunda çekilen filmi.
•Daha önceki filmde izlenen kaviter imajın iyileştiği kolaylıkla görülmekte.
•Ancak akciğerin üst zonlarında fibrotik değişiklikler ve hilusdaki yer değiştirme sekel olarak kalmaktadır.
•Hastanın tedavi sonrası filminde kalan sekel değişiklikler, hastaya herhangi bir olumsuz yakınmaya neden olmamaktadır.

 

 

 

 

 

 II - Akciğer Tüberkülozu

Tedavi Öncesi

•Akciğer tüberkülozu tanısı alan hastanın akciğer grafisinde;
•Sağda daha yoğun olmak üzere bilateral lezyonlar izlenmekte.
•Lezyonların özelliği, arada yer yer havalı alanlar içeren dansite artımı izlenmekte.
•Sol da ise, benzer nitelikteki lezyonlar, sınırları çok net olmayan yuvarlak bir gölge şeklinde izlenmekte.

 

 

 

 

 

 

 

Tedavi Sonrası.

•Tedavi sonrası çekilen filmde, her iki taraftaki lezyonların iyileştiği izlenmekte.
•İyileşen lezyonların dansitesi artmakta ve fibrotik görünüm almaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tedavi sırasında nelere dikkat etmek gerekir? İstirahat etmeli miyim? Neleri yemeliyim? Neler yapmamalıyım?

Tüberküloz tedavisi sırasında dikkat edilmesi gereken tek nokta düzenli ilaç kullanımıdır.

Herhangi bir nedenle günlük düzenli ilaç alınması gereken durumlarda ( hipertansiyon, şeker hastalığı v.b.) ilaç alınması unutulabildiği gibi, tüberküloz tedavisi sırasında da ilaç alınmasında aksamalar olmaktadır. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı Doğrudan Gözetimli olarak ilaçların bir sağlıkçı tarafından içirilmesi projesini hayata geçirmiştir. Tüberküloz tedavisinde aksama yaşandığında, kullanılan ilaçlara direnç gelişebileceği için, hem hastaya hem de topluma zararlı durumlar ortaya çıkabilmektedir.

İlaç kullanımı dışında ekstradan gıda tüketmek (bal, pekmez, tereyağı v.b..) gereksizdir. Hatta halk arasında tedavinin bunlarla yapıldığı inancı nedeniyle, ilaç tedavisinin düzenine gereken önem verilmeyebildiği için, ayrıca gereksiz kilo alımına neden olduğu için, genel vücut sağlığına zararlı olabilir. Tedavi sırasında istirahat etmek, günlük aktiviteyi de kısıtlamak gerekmez. Hasta ilaç düzenini aksatmayacak her türlü işi, aktiviteyi yapabilir. İlaçları düzenli almak, tedavi sırasında ilaçlar ile etkileşimi olabileceğinden alkol tüketiminden kaçınmak, sigara içmemek gerekir.

Tüberküloz Hastaları hangi hastanelerde tedavi edilir?

Tüberküloz hastalığı, genel kanının aksine hastanede tedavi edilmesi gerek bir hastalık değildir. Hastalığın tedavisi, Sağlık Bakanlığı ve Verem Savaşı Dernekleri tarafından kurulan Verem Savaşı Dispanserleri’nin koordinatörlüğünde, aile hekimi, eczane, toplum sağlığı merkezi gibi kuruluşlar ile işbirliği içerisinde yapılmaktadır. Genel durumu kötü, kontrol altında olmayan diyabet hastalığı, kontrol altında olmayan karaciğer hastalığı, ileri derecede beslenme bozukluğu, kanama v.b. durumların eşlik ettiği hastalar hastanede yatırılarak tedavi edilebilir. Hastanın hastaneye yatırılma gerekçesi düzelen hastalar, günlük yaşamsal aktivitelerini sürdürürken, ilaçlarını kullanmak üzere taburcu edilirler.

Ayrıca bazı dirençli tüberküloz hastaları da, tedavi düzenlenmesi amacıyla hastanede yatırılarak tedavi edilebilirler.

Tüberküloz Tedavisi Pahalı mıdır?

Ülkemizde tüberküloz tanı ve tedavisi ücretsizdir, Verem Savaşı Dispanserleri aracılığı ile tüberküloz ile ilgili tüm tanı ve tedavi hizmetleri ücretsiz olarak yapılmaktadır.

Tüberküloz Kısırlık Yapar mı?,

Tüberküloz hastalığı çok nadiren kadın genital organlarında da hastalık yapabilir. Bu durumda bile kısırlık yapması kesin değildir. Bunun dışında tüberküloz hastalığı kısırlığa neden olmaz. Tüberküloz hastaları, ilaçlarını düzenli kullandıkları, tedaviye uyum gösterdikleri takdirde, diğer insanlar gibi normal hayat standartlarını ve ömürlerini sürdürürler.

Tüberküloz ilaçları alırken başka hastalıklar için verilen ilaçları da kullanılabilir mi?

Bazı tüberküloz ilaçları, epilepsi tedavisinde ve pıhtılaşmayı önleyici ilaçlar kullanan hastaların tedavisi sırasında kullanılan ilaçların kan düzeylerini etkileyebildikleri için, eşlik eden hastalıklarda sorunlar yaşanabilmektedir. Bu nedenle ilgili hekimin de görüşünün alınması gerekir.

Tüberküloz tedavisi almakta olan bir hasta, başka nedenler ile kortizon tedavisi alması gerekiyorsa ya da kanser tedavisi alması gerekiyorsa bu tedavilerini alabilirler. Tüberküloz tedavisi diğer hastalığın tedavisini aksatmamalıdır.

Hamilelerde Tüberküloz saptanırsa tedavi edilir mi?

Hamilelikte temel nokta annenin sağlıklı bir hamilelik sürecini sağlamaktır. Bu nedenle hamilelik sırasında tüberküloz saptanan hastalarda, tüberküloz ilaçları gebeliğin hangi döneminde olduğuna bakılmaksızın vakit geçirmeden başlanılmalıdır.

Tüberküloz saptanan bir kişinin ailesine neler önerilir?

Tüberküloz tanısı alan bir kişi ile birlikte aynı evde yaşayan ailesi; hastanın tanısı bulaştırıcı formlardan birisi ise, tanı anında birlikte yaşadığı kişilere o güne kadar hastalığı bulaştırmış olabilir. Bulaşmadan kasıt ev halkından bireylerin enfekte olma olasılığıdır. Enfeksiyon daha önce de anlatıldığı gibi hastalık anlamına gelmediği gibi, hastalığa dönecek anlamını da taşımamaktadır. Bu nedenle ev halkının panik yapmadan, bağlı bulundukları verem savaşı dispanserine başvurarak yardım istemeleri gerekmektedir. Burada gereken her türlü tetkik ve tedavi ücretsiz olarak yapılacaktır. Sağlık sisteminin sorumluluğu, tanıyı çok hızlı koyup, aynı gün hastaya ilacı içirip bulaş kaynağına kimyasal izolasyon yapmaktır. Aileye, sağlık personeline düşen en önemli görev, hastayı dışlanmasına neden olmamak, dışlanmadan korumak ve destek olmaktır.

Tüberküloz hastasının yaşadığı evde odada sık sık havalandırma yapılması, hastanın ilaçlarını düzenli içmesi için her türlü desteğin ve denetimin yapılması önerilir. Bunlar yapıldığı takdirde hasta iyileşecektir. Normal hayatının içersinde tedavisi sürdürecektir.

Dirençli Tüberküloz nedir?

Tüberküloz tedavisinde en önemli nokta ilaçları günlük olarak çok düzenli kullanmaktır. Bu düzene uyamayan hastalarda kullanılan ilaçlara direnç gelişmektedir. Tüberküloz tedavisinde 5 tanesi ilk tedavide kullanılmak üzere toplam 12-14 civarında değişik ilaç bulunmaktadır. Bu ilaçların bir kısmının etkinliği, ilk tedavide kullanılan ilaçlar ile karşılaştırıldığında daha düşüktür ve çok uzun süreler kullanılmayı gerektirmektedir. Ayrıca yan etkileri de fazladır. Bu nedenle ilaçların düzenli kullanımı, direnç gelişmesine neden olmamak için, hasta kendisini ne kadar iyi hisseder ise hissetsin hayati önem taşır.

Tüberküloz tedavisi genellikle ilk başlanıldığı günlerde hızla etkisini gösterir ve hastada iyilik hali ortaya çıkar. Bir süre sonra hasta kendisini tamamen normal hissedebilir ve bu süreç içerisinde ilaçlarını almayı aksatabilir. Bu tür aksamalar sonrasında kullanılan ilaçlara direnç gelişimi söz konusu olabilir. Tek ilaç dirençleri genellikle tedavi sürecini olumsuz etkilemezken, özellikle İsoniazid ve Rifampisin adlı ilaçlara direncin birlikte olduğu durumlarda tedavi sorunlu olabilmektedir. Günümüzde dünyada Çok İlaca Direnç (ÇİDTB) olarak adlandırılan İsoniazid ve Rifampisin direnci birlikteliliği önemli bir sorun oluşturmaktadır. Ülkemizde her yıl yaklaşık 200 civarında ÇİDTB vakası çıkmaktadır. Ülkemizde, dünyada ÇİDTB olgusunun çıktığı 1990’lardan beri bu hastalar başarı ile tedavi edilmektedirler. Ülkemizde Göğüs Hastalıkları camiasında bu hastalığı tanı ve tedavi edecek bilgi, tecrübe birikimi bulunmaktadır. Bu hastalar da biraz daha uzun bir süre (24- 28 ay) almasına rağmen başarılı ile tedavi edilmektedirler.

ÇİDTB duyarlı tüberküloz basilinden daha mı bulaştırıcıdır?

Eldeki veriler, duyarlı tüberküloz basili kadar bulaştırıcı olabildiği, hatta ondan biraz daha az bulaştırıcı olabildiği yönündedir. Ülkemizde bu hastalıkta kullanılan ilaçlar ücretsiz temin edilmekte ve genel olarak Türkiye’deki dört Eğitim Hastanesinde tedavi edilen hastalarda elde olunan başarı dünya ortalamasının üzerindedir. Bu hastaların da tüm tedavi süreçlerinde hastanede yatması gerekmemektedir.

Tüberkülozda Cerrahi Tedavi yapılır mı?

Özellikle ÇİDTB vakalarının bir kısmında, ilaç tedavisine ek olarak (Adjuvan Cerrahi) yapılan merkezler bulunmaktadır. Günümüzde ÇİDTB tedavisinde kullanılan ilaçların etkinliği nedeniyle adjuvan cerrahiye gereksinimi azaltmıştır. Ancak ÇİDTB tedavisinde kullanılan ilaçlara da direnç söz konusu ise ki bu durumu XDRTB denilmektedir. En az İsoniazid, Rifampisin ile birlikte, kinolon ve enjektabl ilaç direncini ifade etmektedir. XDRTB vakalarında adjuvan cerrahi yeniden gündeme gelebilmektedir. Tüberküloz cerrahisi günümüzde daha çok tüberküloz sekellerine yönelik olarak sürmektedir.

 

Akciger Kanseri Nedir?

Tem 7, 2012   //   by drsaliht   //   Akciğer Kanseri  //  2 Yorum

AKCİĞER KANSERİ NEDİR?

NEDENLERİ VE BELİRTİLERİ NELERDİR?

 

Akciğer kanseri niçin önemli?

Akciğer kanseri günümüzde kansere bağlı ölümlerin birinci nedenidir. Her yüz kanser ölümünün 25 inden sorumludur.

Devam et… >>

Akciger Kanserleri

May 29, 2012   //   by drsaliht   //   Konular  //  Yorum Yok

Akciğer Kanserleri PDF (0.86 MB) İndir

Yabanci Cisim Aspirasyonu

May 29, 2012   //   by drsaliht   //   Yabancı Cisim Aspirasyonu  //  Yorum Yok

İlk beş yaşındaki çocuklar her şeyi ağzına götürme, ağzı dolu iken konuşma, öksürme ve ani harket nedeniyle, ağzındaki obje ve yiyecekler soluk yoluna kaçmakta (aspire etmekteler).

Aspirasyon sonrası en sık karşılaşılan durum “boğulur gibi öksürme”, nefes darlığı, hırıltılı solunum, morarma ve nefes alamama.

Aile bu durumda panik içinde ellerini çocuğun ağzına sokarak, yabancı cismi çıkartmak istemekteler. Bu hareketle ağzındaki diğer (aspire edilmemiş) objeleri çıkartırken, bir kısmını da soluk yoluna iterler. Aslında bu hareketle sadece ve sadece soluk yoluna kaçmamış, ses tellerinden aşağı gitmemiş, fakat nefes yolunu tıkayan büyük objeler veya yiyecek artıkları çıkartılabilir.

Yabancı cisim aspirasyonuna bağlı ani çocuk ölümleri az değildir. Bunun için aileler emekleyen çocuklarını göz önünden ayırmamalılar. Ayçekirdeği, fındık, fıstık gibi yiyecekleri mümkünse beş yaşına kadar vermemeleri. Vereceklerse bile ağızlar dolu iken konuşmamalarını sağlamalarını öneririz.

Profesyonel yardım bilgi ve deneyimleri olmayan aileler, “kulaktan dolma” bilgilerle müdahale etmemeliler. En kısa sürede aile hekimi, çocuk doktoru veya hastane acillerine başvurmalılar.

İlk aspirasyondan bir ik saat sonra çocukta, yabancı cismin irritasyon etkisi geçince çocuk biraz rahatlayacaktır. Ancak nefes darlığı, erken yorulma, hırıltı, seyrekleşmişte olsa geçmeyen öksürük varlığını sürdürecektir.

Solunum yollarını ilgilendiren, bronşit ve üst solunum yolu hastalıkları yukarda anlatılana benzer bulgulara neden olabilir. Ayrımını ancak bir doktor yapabilir. Anne, baba sadece durumun daha da kötüleştiğini, öksürüğün sıklaştığını, hırıltının arttığını fark ederler. Ayrıca bu hastalıklar öksürüğe neden oldukları için, yabancı cisim aspirasyonlarına da neden olurlar. Çünkü çocuklar sık sık öksürürler ve ağzındaki yiyecekleri nefes yoluna kaçırırlar.

Doğu Marmara bölgesinde bu konuda tedavi ve yardım için en deneyimli (hatta tek) merkez, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesidir. Göğüs Cerrahisi, Çocuk hastalıkları ve Anestezi bölümünün olağan üstü uyum, dayanışma ve yetkinlikleri ile gerekli tanı ve tedaviyi yapabilmekteler. Pek çok hastanede tedavisi çok riskli olan yabancı cisim aspirasyonu olgularına müdahale edilememektedir. Teknik donanım ve deneyim eksikliği bunun nedeni.

Nefesiniz rahat ve daim olsun.

Prof. Dr. Salih Topçu